Mühendislik-Mimarlık-Sanat Üçgeni

0

Bu yazımda Erhan Karaesmen ile yapılan bir söyleşide inşaat mühendisliği-mimarlık ve sanat arasındaki ilişkiyi anlattığı kısımları sizlerle paylaşacağım. Söyleşinin tamamını bu bağlantıdaki sayfadan bulabilirsiniz..

Erhan Karaesmen, yıllarını inşaat mühendisliğine ve inşaat mühendisliği eğitimine vermiş inşaat mühendisliği camiasının yakından tanıdığı önemli bir bilim insanıdır. İstanbul Teknik Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Paris Sorbonne Üniversitesi’nde doktora yapan Karaesmen yıllarca Batı Avrupa ülkeleri ile Amerika’da mühendislik yaptı ve akademik çalışmalar yürüttü. Yurtdışı çalışmalarının ardından Türkiye’ye dönenen Karaesmen Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde ve Boğaziçi Üniversitesi (BÜ)’nde öğretim görevlisi olarak ders vermeye başladı.

 

Sizce mühendisliğin sanatla nasıl bir münasebeti vardır?

Mühendislik tatbiki bilimdir, sırf uygulama gibi gözükür, ama içinde kuvvetli bir sanat vardır. Tatbiki bilim, sanat ve teknoloji birbirini bütünler. Mühendislikte hem tatbiki bilgiler hem de bilim bol miktarda vardır. Teknoloji, bilimin çıktılarının bir nevi yaşama aktarılmasıdır. Teknolojinin görevini yaparken bazen sapmalar gösterdiği, insanları fazla şartlandırdığı, insanları çok fazla gündelik ve teknik düşünür hale getirdiği tartışmaları yapılmıştır, hâlâ yapılıyor, yapılacakta. Fakat bununla birlikte teknoloji her zaman gözükür ürün vermez girdi ürün verir, bir yere bir şey takıştırır. İnşaat mühendisliğindeki ürün (en güzel tarafı o) gözüken üründür, köprüdür, yüksek binadır, alçak binanın karakterli olanıdır, Selimiye binasıdır…

Tarihe dönüp baktığımızda, sanat ve yapı ilişkisinin iç içe olduğu birçok ürünü görebiliyoruz ancak günümüz yapıları için bu ilişkinin “yeterli derecede kurulmadığına” dönük birçok tartışma sürüyor. Bu tartışmalara nasıl bakıyorsunuz?

Çok güzel görmüşsünüz. Mimarlıkla mühendisliğin aynı pota içinde eritilmiş tek meslek olduğu dönemlerde onu yakalamak daha kolaydı. Ama iki mesleğin ayrılmış olması, aynı eserlerin yakalanamayacağı anlamına gelmiyor. Mimarlığın mühendislikten veyahut mühendisliğin mimarlıktan kopmasının yaklaşık 150 ile 160 senelik bir geçmişi var.
Mimarlık ve mühendislik, ta mağara adamından bu yana birlikte gelişmiştir. Yapının fonksiyonel olması, işlevsel olması mimarlığın alanıdır. Düzeni kurarken onun aynı zamanda yıkılmamasını sağlayacak şekilde tedbir almak ise işin mühendislik tarafıdır. Ancak, mimarlık sadece işlevselliği gözetme değil, aynı zamanda yaşamı huzur alıcı, mutluluk halinde götürücü bir sistemi kurma sanatıdır; güzel, rahat, ferah mekânlar yaratma sanatıdır. Yapılan sanat, mühendisliğe de yansırsa, düzgün olursa, gözü ve gönlü rahatsız edecek unsurlar kendini ortaya dökmezse işte mimarlık ve mühendislik buluşmuş olur. Eskiden bu buluşma daha kolaydı fakat günümüzde buluşmuyorlar anlamına gelmiyor.

Eski yapılarla yeni yapıların kıyaslamasını yapacak olursak aralarında ne gibi farklılıklar bulunuyor?

Günümüzdeki mimarlık dünyasıyla mühendislik dünyası, birbirinin dilinden anlamamak için adeta gayret sarf eden iki ayrı dünya haline geldi. Özellikle bina türü yapılarda iki mesleğin birbirinden ayrılması mümkün değil. Köprülerde mimara çok fazla iş düşmez, inşaat mühendisi tek başına götürür ya da çok küçük, mühendislik tarafı ağır basmayan tek katlı lüks yapılarda da mühendisliğin önemi yoktur, mimar onu önüne kadar götürür. Ama bu örnekler dünyada inşa edilmekte olan ve bugüne kadar inşa edilmiş olan yapıların küçük bir bölümüdür. Çok büyük bölümünde mühendis ve mimar kol kola beraber çalışmak zorundadır ve çalışıyorlar da.

Ancak mimarlık dünyasının ortalama sesi “Mühendislerin zevki yok, bizim yarattığımız mekanların keyfine varamıyorlar” şeklindedir. Oysa mühendislerin içinde bal gibi o zevke varan, onun daha güzel olması için gayret sarf edenler vardır. İnşaat mühendisliği camiasından mimarlara baktığımızda da, “Bunlar uçuk, inşa etme kabiliyeti olmayan, garip, kendi hayallerinin peşine takılmış, birtakım mekanlar tasarlıyorlar” anlayışı içinde olanlar var. Bunlar haksız, tatsız suçlamalar ve iki camiayı birbirine düşürüyor.
Ayrıca önceki yazılarım olan Ali Terzibaşoğlu ve Alkan Hafçı söyleşilerine linklere tıklayarak ulaşabilirsiniz.
İlgimi ve ilginizi çekeceğini düşündüğüm başka bir yazıda görüşmek dileğiyle…

Kaynak:İnşaat Mühendisleri Odası Mühendislik Haberleri Dergisi 463.sayı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here