Yeni Mühendisten Tavsiyeler

0

Bu yazımda İMO (İnşaat Mühendisleri Odası) tarafından Alkan Hafçı ile yapılan söyleşinin önemli kısımlarını sizlerle paylaşacağım. Serinin ilk yazısı olan 63 yıllık mühendis Ali Terzibaşoğlu’nun söyleşisini bu bağlantıdan okuyabilirsiniz.

 

Öncelikle üniversite eğitiminizde sizi inşaat mühendisliği alanına yönelten sebepler nelerdi, niçin inşaat mühendisliği alanına eğitim almak istediniz?

Biliyorsunuz ki, Türkiye’de tamamıyla rastlantılar üzerine seçimlerinizi yapmak zorunda kalıyorsunuz. Ben üniversite eğitimimi ODTÜ’de yapmak istiyordum. Öncelikle elektrik-elektronik mühendisliği bölümünü; olmazsa inşaat mühendisliğini istiyordum. İş imkânları yüksek olduğu için ve toplumda geçerli bir meslek olduğu için bu seçimi yaptım. Ayrıca teknik bağlamda hoşuma giden bir meslek olduğu için tercih ettim.

İnşaat mühendisliği eğitimini inceleyecek olursak öğrenci olduğunuz süre içerisinde inşaat mühendisliği eğitiminde gözlemlediğiniz, yaşadığınız sorunlar oldu mu?

ODTÜ gibi Türkiye’nin önde gelen bir okulunda eğitim aldığım halde çok büyük eksikliklerle karşılaştım. Özellikle pratik yapma ve laboratuvar yokluğu sorunları yaşıyorduk. Tamamıyla teorik eğitimlerden geçtik. Okuldan diploma aldığım gün mühendislik alanında, kesinlikle pratik bir şey yapacak durumda değildim. Okulda aldığım bilgiler belki temel oluşturmak için çok önemliydi ancak iş hayatına geçtiğimde bu bilgilerin çok fazla olduğunu düşündüm. Yani teorik bilgiyle pratik bilgi arasında büyük farklılıklar olduğunu düşünüyorum.

Sizce, çok sayıda üniversite açmanın beraberinde getirdiği kalitesiz eğitim daha sonra meslek yaşamında ne gibi sorunlar ortaya çıkarıyor?

Piyasada bol sayıda inşaat mühendisi oluyor ve iş alanımız daraltılıyor. İnşaat mühendislerinin değeri azalıyor. Sonuçta piyasamız özel bir piyasa, piyasada çok sayıda mühendis olunca, işe girmek için büyük bir rekabet ortamı doğuyor ve işsizlik hat safhalara ulaşıyor.

İnşaat mühendisleri ekonomik kriz koşullarından nasıl etkileniyor?

Kriz özellikle meslek hayatına yeni atılanları olumsuz etkiliyor. İşten çıkarılma tehlikesiyle karşı karşıyalar. İşten çıkarıldıktan sonra da yeni bir iş bulamama tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorlar. İşini kaybetmeyen mühendisler ise ya zam alamıyorlar ya da çok düşük oranlarda zam alıyorlar. Dolayısıyla kriz özlük haklarına otomatikman yansıyor.

Yaşınız çok genç ancak yine de mesleğinizin geçmişiyle bugününü arasında bir kıyaslama yapmanızı isteyecek olursam sizce nasıl bir değişim yaşandı?

İnşaat mühendisliği geçmişine göre çok değer kaybetti çünkü geçmişte özel sektörde çalışma olanakları daha fazlaydı. Şimdi özel sektörde, kamu sektörü de eskisi gibi avantajlar sunmuyor. 1990’lardan sonra bol bol mühendis mezun edildi. Bu da mühendisin değerini azalttı ve mesleğe büyük zararlar verdi. Eskiden projeye imza atacak mühendis kolay kolay bulunmuyormuş ama şimdi çok fazla.

Bir buçuk yıllık deneyiminizi göz önünde bulundurduğunuzda, inşaat mühendisliği mesleğinin zorlukları ve sorunları nelerdir sizce?

Her şeyden önce zevkli bir meslek olduğunu düşünüyorum. Şantiyeciliği bilmiyorum ama özellikle projecilik zevkli bir iş. Mesleğin en büyük çıkmazı istihdam ve özlük hakları sorunu. İstihdam sorunu yine de aşılabiliyor, ancak özlük hakları sorunu çok daha acil müdahale bekleyen bir sorundur. Yeni mezun mühendisler çok düşük ücretlerle, sosyal güvenceden yoksun koşullarda çalışıyorlar. Bazen maaşlarını alamıyorlar. Neticede insanlar hayat standartlarını yükseltmek için çalışır, ne var ki bu durum gerçekleşmeyince insan mesleğinden soğuyor.

İnşaat sektöründe mesleki etik ne derece önemseniyor, işverenler gerçekten çalışanın bu konudaki duyarlılığını önemsiyor mu, yoksa başka kaygılar mı ön plana çıkıyor?

İller Bankası’ndan önce çalıştığım özel firmayı temel alarak konuşmak gerekirse, işverenim için etik konusu çok önemliydi. İşverenim, bilgiden çok mühendisin etiğine önem veren biriydi ancak etrafımdan duyduğum kadarıyla bu hassasiyetin bazı firmalar için geçerli olduğunu söylemek zor. Öte taraftan Türkiye’nin yaşadığı bir deprem gerçeği var, bu nedenle mühendislik firmaları daha çok dikkat etmeye başladılar. Kimse hukuki problemlerle karşılaşmak istemiyor.

Peki, inşaat mühendisliği alanındaki sorunların iyileştirilmesi için neler yapılabilir?

Mesleğimizin en büyük sorunu piyasada çok sayıda mühendisin olmasıdır ve bu nedenle özel sektörde mühendislerin asgari ücretle çalıştırılmak istenmesidir. Bu sorunun çözümü için öncelikle siyasi iktidarlara çok iş düşüyor. Yeni üniversiteler açılmamalıdır. Devlet lise mezunu işsiz yerine işsiz mühendis tercihinden vazgeçmelidir.

Bu yazı serisinin de sonuna geldik.Serinin ilk yazısını buradan bulabilirsiniz.
Serinin diğer yazısında deneyimli mühendis Erhan Karaesmen ile yapılan ve mühendislik ile mimarlık arasındaki ilişkiyi anlatan söyleşiyi sizlerle paylaşacağım.Kendinize iyi bakın…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here