Erasmus Life 1 – Sanal Şantiye

0

Merhabalar Sanal Şantiye Ailesi,

Son yazımda Erasmus programıyla Romanya’da 5 ay kalacağımı ve sizlere buradaki inşaat sektörü ve Erasmus yaşantısıyla ilgili bilgi vermeyi çok istediğimi belirtmiştim. Romanya’da ki 4. ayımdayım. Ve en baştan belirtmeliyim ki imkanı ve şansı olan herkes Erasmus’a gitmeli. Öncelikle sizlere 13 günlük Avrupa turumdan, gördüğüm şehirlerde ki mimarı yapı ve inşaat sektörü hakkında bilgi vermek istiyorum. Romanya’da Erasmus ve İnşaat sektörü hakkında ilerde daha uzun ve kapsamlı bir yazı paylaşmak istiyorum. Şimdi ise bu küçük bir avrupa turunun ilk kısmından bahsetmek istiyorum.

Gezimize hayallerimin şehri Roma’dan başladık. 3 milyona yakın nüfusu ile İtalya başkenti olan bu şehir yaz kış demeden turist akınına uğrayan bir yer. Bunun en büyük nedeni ise tabi ki bir çok uygarlığa ve Roma imparatorluğuna ev sahipliği yapmış olması ve buna bağlı olarak mükemmel tarihi yapılara sahip olmasıdır. Şehirde en kalabalık sokakta yürürken birden Aşk Çeşmesi ( Fontana di Trevi) ‘ne çıkıyor olmanız, evinize giderken yanınızda Kolezyum(Colosseo)’un belirmesi, Pizza Venezia’nın tepesine çıktığınızda tarihin büyük resmini görmenizden kaynaklanıyor. Roma’da ki en güzel his şehrin tarihle iç içe olmasıydı. Başkent olması kesinlikle büyük gökdelenlerin plazaların şehri gölgelemesine izin vermemiş. Roma’yı gezerken gördüğünüz eşsiz mimari sayesinde kafanızı tarihi yapılardan ayırmadan yürüyorsunuz çarpmamaya dikkat edin. Her tarihi yapının kendine has hikayesi ve devasa boyutlarda olması yüzyıllar önce bu yapılar nasıl yapıldı ? sorusuyla boğuşmanıza neden oluyor.

Benim en çok ilgimi çeken Altare della patria II Vittoriano Emanuele Anıtı oldu. İtalya’nın ilk kralı olan Victor Emmanuel  tarafında İtalya’nın birleşmesi anısına yaptırılmış ve yapılması için çevresindeki bir çok yapı yıkılmış yada kaldırılmıştır. Yapının projesi Angelo Zanelli tarafından gerçekleştirilmiştir. Yapı beyaz mermerden ve Corinthian sütunlarından inşa edilmiştir. 70 metre yükseliğinde ve 135 metre genişliğinde olan yapı rengi ile diğer saraylardan farklıdır. Tüm turistlerin büyük ilgisi, ihtişamlı ve büyüleyici yapısına rağmen İtalyan halkı yapıyı soğuk ve kendini beğenmiş buldukları için çok da sevmemektedir. Eskiden Venedik elçileri tarafından da kullanılan saray Birinci Dünya Savaşı asker mezarlığını da içermektedir.

Madem Roma’dayız. Aşk Çeşmesi ve Kolezyum’dan bahsetmemek olmaz. Öncelikle Kolezyum(Colosseo) MS 72 yılında imparator Vespasion tarafından yaptırılan sadece Roma’nın değil, dünyanın da en büyük amfi tiyatrosudur. Amfi tiyatro olmasının yanı sıra bir çok kanlı ve acıklı hikayeyi içinde barındırıyor. İnsanların sınıflarına göre oturduğu sıralarda hayvan ve gladyatör dövüşleri büyük bir eğlence olarak görülüyordu ta ki Hristiyanlık gelene kadar. Yapısal olarak baktığımızda dışarıdan gözüken devasa haline ek olarak içeri girdiğimizde zemin bir miktar çökmüş bunun yanında kırık dökük odalar ve kanallar da açıkta bulunuyor.                                                                                                                                  Aşk Çeşmesi’ne baktığımızda üzerinde bulunan temel figür deniz tanrısı olan Neptün’dür. Çeşmenin hikayesi; kral askerleri ile tam susuzluktan ölmek üzereyken şuan bulunduğu noktada olan bu çeşme belirir karşılarında ve çeşmedeki suyu içerek askerler ölmekten kurtulur. İnanca göre çeşmeye para atan herkes bir gün yine Roma’ya dönecektir.

 

Roma’nın muhteşem yapılarını görmenizi şiddetle tavsiye ederim. Göstermek istediğim hakkında konuşmak istediğim daha bir çok tarihi yapı ve yer var ki uzunca bir yazı olacağı nedeniyle Roma ile ilgili kısmı burada sonlandırarak İtalya’nın sular üzerine kurulu şehri Venedik’e geçmek istiyorum.

Sular üzerinde olan bu muhteşem şehirde su trafiğinin sağlandığı ana hat büyük kanaldır. Kanal tüm şehri S harfi şeklinde sarar. Kanalın derinliği 5 metre iken, uzunluğu 3800 metredir. Büyük kanalın etrafında birbirinden farklı ve oldukça güzel bir mimariye sahip evler ve yapılar var. Bu evler yapıldıkları zamanlarda öncelikle bizans mimarisi şeklinde tasarlanmış ve uzun bir süre böyle kalmıştır. Sonrasında ise evlerin yapısı gotik mimariye çevrilmiş ve günümüzde de gotik mimari olarak kullanılmaktadır. Şehirde içerisinde ki tek ulaşım waterbus, watertaxi yada gondollar tüm gün yürümek zorundasınız. Sayısını tahmin dahi edemeyeceğiniz kadar kara parçası ve köprü var.  Eğer köprülere ve kanallara ilginiz varsa Venedik sizin hayallerinizin şehri olabilir.

 

İtalya’da görüp beğendiğim mimarisi ve yapısı dikkatimi çeken yerleri sizlerle paylaşmak istedim. Bir inşaat mühendisliği öğrencisinin gözünden ve objektiflerinden hayran kaldığım yerleri sizlerle paylaşmak benim için onurdur. Yazımın devamına Paris ve diğer şehirler ile devam etmek istiyorum. Yazımı okuyup benim anılarımı paylaştığınız için çok teşekkürler. Sağlıcakla kalın..