Paris’in Demir Kadın’ı Eiffel Kulesi (Erasmus Life 2)

0

Yeniden Merhabalar Sanal Şantiye Ailesi;

Sayfamızın genç mühendis adaylarından biri olarak, benim gibi adaylara Erasmus’la ilgili tecrübelerimi paylaşmaya ikinci yazımla devam etmek istiyorum. Nerede kalmıştık ? Sizinle birlikte İtalya’yı bir inşaat mühendisi adayının gözünden, yazımla birlikte tekrar yaşamıştım. Bu yazımda ise Paris’in Demir Kadını’ı olarak bilinen Eiffel Kulesi’ni paylaşmak istiyorum.

Venedik’den Paris’e geçmek isteyen 3 arkadaş, pahalı biletler yüzünden çaresiz bir şekilde Venedik’de sıkıştığımızı düşünürken bir anda kendimizi Brüksel uçağı iki saat içinde de Paris otobüsünde bulmuştuk. Paris’e ilk girdiğimizde ”Hani nerede Eiffel ?” diye birbirimizin başının etini yerken gözümüze pırıl pırıl ışıklar içinde Eyfel Kulesi çarptı. Çok geç saatlarde Paris’e vardığımız için dünyanın en kötü otelinde geceyi geçirip sabah 9’da check-out yaptık. Hepimizin sırtında 7 kiloluk sırt çantaları ile dünyanın en geniş metro ağlarından birine sahip olan Paris’de Eiffel Kulesi’ne ulaşmaya çalıştık. 3 aktarma sonrasında Eiffel Kulesi’ne ulaştık ve gerçekten büyüleyici bir manzara ile karşı karşıya kaldık. İki inşaat bir mekatronik mühendisinin bulunduğu grubumuzda kendi adıma dakikalarca kilitlenip izlediğimi biliyorum. Daha sonra bir anda yağmurun bastırması ve sırtımızdaki çantaları umursamadan daha da yakından incelemek için titreyerek yürüdük. Eiffel’in yanına geldiğimizde bir kez daha aşık oldum. Şimdi de sizlere teknik açıdan Eiffel Kulesi’ni tanıtmak istiyorum ki bir gün yolunuz düşerse bunları bilerek gitmek belki daha anlamlı olur ;

Eiffel Kulesi 1887 ile 1889 yılları arasında Gustave Eiffel’in firması tarafından, Fransız Devrimi’nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde düzenlenen Expo 1889 Paris fuarının giriş kapısı olarak inşa edilmiştir. Mimarı aslında Gustave Eiffel değil, İsviçreli Maurice Koechlin ‘in siparişi üzerine tasarlayan Stephen Sauvestredir. Paris halkı tarafından şehri lekelediği düşünülen kule 20 yıl sonra kaldırılacağı düşünülerek yapılmıştır. Fakat açılış tarihinden önceki 5 ayda 1,9 milyon kişi ziyaret edince, yıl sonuna kadar toplam masrafın 3/4’ü çıkartılmıştır. Ve günümüzde her yıl 6 milyon turist çekmesi nedeniyle Fransa’nın sembolü ve turizm kaynağı haline gelmiştir. Eyfel Kulesi 300 m yüksekliktedir. Günümüzde yaygın olarak kullanılan çelik yerine demirden inşa edilmiş, özel teknikler sayesinde günümüze kadar sağlam olarak gelmiştir

Yapımında 18.038 adet demir parçayı 2,5 milyon perçinle bir araya getiren 3.000 işçi 26 ay boyunca çalıştı. Şaşırtıcı olan kısım ise o günün şartları altında hiçbir ölüm vakasının yaşanmamasıdır. Geoteknik Ana Bilim Dalı’nda görev yapan hocamız Yrd. Doç. Dr. Banu Yağcı’nın da bize verdiği bilgiler doğrultusunda öğrendik ki ; Eiffel Kulesi Seine Nehri’ne çok yakın olup; temeli, sıkıştırılmamış dolgu ve yumuşak alüvyonlu zeminler içeren kötü zemin koşullarından oluşmaktadır. Alüvyon içine inşa edilen yakındaki Alma Köprü’sü ayaklarında o zaman itibariyle yaklaşık olarak 1 metre oturma meydana gelmişti. Kule o kadar fazla oturmalara tahammül edemeyebilirdi. Eiffel zamanın hantal delme ekipmanını kullanarak, yer altı koşullarını araştırmaya başlamış, fakat sonuçlardan tatmin olmamıştı. “Daha çok sulanmış şekilde ve kepçe ile kazılarak yüzeye getirilen birkaç desimetreküp zemin incelemesine dayalı olarak hangi sonuçlar mantıklı bir biçimde elde edilebilirdi ki?” Bu nedenle basınçlı hava ile doldurulmuş 200 mm çaplı bir borunun çakılmasından oluşan, zeminleri araştırmanın yeni bir yöntemini planlamıştır. Hava yer altı suyunun boruya girmesini engellemiş ve böylece daha yüksek nitelikli numunelerin çıkarılmasına izin vermiştir. Eiffel’ in çalışmaları, kulenin Seine’ e en yakın iki ayak temelinin, derin ve çok yumuşak alüvyondan oluştuğunu ve yumuşak silt ile dolmuş eski nehir kanalına çok yakın olduğunu ortaya çıkarmıştır. Temel tasarımı bu zemin koşullarına yer vermeli idi ya da çok yumuşak zeminler üzerinde olan iki ayak, kulenin nehre doğru eğilmesine neden olarak, diğer iki ayaktan daha fazla oturacaktı. Eiffel, zemin koşulları çalışmasına dayanarak, iki ayak temelini nehirden uzakta yüzeysel fakat sıkı alüvyal zeminler üzerine yerleştirmişti. Bu temellerin tabanı yer altı su seviyesi üzerinde idi. Bu yüzden temellerin yapımı kolayca ilerlemişti. Bununla birlikte, diğer iki ayak için temelleri daha derin yapmış; böylece, onlarda sağlam zeminlere inşa edilmişti. Bu durum zemin yüzeyinden yaklaşık 12 m derinde (yer altı su seviyesinden 6 m aşağıda) bir kazıyı gerektirmişti. Eiffel’ in gayreti sonucu, temeller kuleyi bir yüzyılın üzerinde desteklemiş ve henüz aşırı farklı oturmalar geçirmemiştir.

Tüm bu teknik bilgileri bilerek Eiffel Kule’sini gezdiğinizde büyülenmemek elde değildi. Ayrılma vaktimiz geldiğinde her birimiz yürürken arkamızı dönüp dönüp kulenin göz alıcı büyüklüğüne tekrar bakıyorduk. Kısıtlı zaman içerisinde sırt çantalarımız ile Paris’in diğer tarihi ve turistik yerlerini gezdik. Gün sonunda 12 km yürümüş ve bir günde Paris nasıl gezilir ? Eiffel Kule’sinin altındaki Bul Karayı Al Parayı mantığındaki oyuna elimizdeki son 100€ yu yatırmamak için nasıl dayanılır ? sorularına cevaplar bulduk. Verdikleri paralar sahteymiş her yerde Türklerin olması da güzel bir avantaj aklınızda bulunsun :). Nihayetinde 22.15 deki Amsterdam otobüsünden Eiffel’in ışıklı halini görerek Paris’e veda ettik. Bir gün tekrar gidebilmek ve sizlerin de Demir Bayan’ı görebilmesi dileğiyle.. Kısmet belki karşılaşırız..

Sağlıcakla kal Sanal Şantiye Ailesi..

NESRİN GENÇER