Yargıtay’dan şantiye şefleri için önemli karar: İşveren vekili sayılabilirler
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ölümlü bir iş kazası nedeniyle açılan SGK rücu davasında, işçilerin temini ve yönlendirilmesiyle ilgilenen, çalışma talimatları veren kişinin işveren vekili olarak değerlendirilmesi gerektiğine karar verdi. Karar, şantiye şefinin iş kazalarındaki sorumluluğu bakımından fiilen üstlendiği görevlerin önemini ortaya koyuyor.
Şantiyelerde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması, işverenin temel yükümlülükleri arasında yer alıyor. Ancak işin işveren adına yönetilmesinde görev alan kişiler de yetkileri, fiilî görevleri ve olayın koşullarına göre iş kazalarından sorumlu tutulabiliyor.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25 Haziran 2025 tarihli, 2024/166 Esas ve 2025/396 Karar sayılı kararı, işyerinde şantiye şefi olarak anılan bir kişinin işveren vekili sıfatıyla değerlendirilmesine ilişkin dikkat çekici bir örnek oluşturuyor.
Kurul, somut dosyada ilgili kişinin işveren vekili olduğu değerlendirmesini yaptı; iş kazasındaki kusur oranlarının ve kusurun kimlere ait olduğunun yeniden belirlenmesi için yerel mahkemenin direnme kararını bozdu. Bu karar, her şantiye şefinin yalnızca unvanı nedeniyle otomatik olarak işveren vekili veya iş kazasından sorumlu olduğu anlamına gelmiyor.
Karara konu iş kazasında ne oldu?
Dava dosyasına göre olay, 16 Haziran 2014 tarihinde bir binada yürütülen ısı yalıtımı ve çatı aktarma çalışmaları sırasında meydana geldi. Çalışanlardan biri, sekizinci kattan düşerek hayatını kaybetti.
Sosyal Güvenlik Kurumu, hayatını kaybeden çalışanın hak sahiplerine gelir bağladı ve cenaze yardımı ödedi. Kurum daha sonra yaptığı ödemelerin tahsili amacıyla işveren şirket ve ilgili kişiler aleyhine rücuen tazminat davası açtı.
Rücu davası, SGK’nin iş kazası nedeniyle yaptığı ve kanunda belirtilen ödemeleri, hukuken sorumlu olduğu değerlendirilen kişilerden geri istemesi anlamına geliyor.
Yerel mahkeme işveren vekilliği sıfatını kabul etmedi
İlk derece mahkemesi, iş kazasında şirketin kusurlu olduğu değerlendirmesiyle davayı şirket yönünden kabul etti. Ancak işyerinde şantiye şefi olarak anılan davalının işveren vekili olduğunun kanıtlanamadığı sonucuna vararak bu kişi yönünden davayı reddetti.
Dosyanın temyiz incelemesinde Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, ilgili kişinin işyerindeki konumu ve kazadaki kusur durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu. Yerel mahkemenin önceki kararında direnmesi üzerine uyuşmazlık Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun önüne geldi.
Yargıtay, fiilî görev ve talimat yetkisine dikkat çekti
Hukuk Genel Kurulu, dosyadaki bilgi ve belgeler doğrultusunda ilgili davalının:
- İşveren şirketin çalışanı olması,
- İşçilerin temini ve işyerinde yönlendirilmeleriyle ilgili görev üstlenmesi,
- Çalışmaya ilişkin talimatları vermesi
hususlarını birlikte değerlendirdi.
Kurul, bu koşullar altında davalının işveren vekili olduğu değerlendirilerek işyeri kayıt ve bilgilerinin getirtilmesi; ceza dosyası ile hukuk davasındaki deliller ışığında kusur oranlarının ve kusurun aidiyetinin yeniden belirlenmesi gerektiğine hükmetti.
Bu nedenle yerel mahkemenin direnme kararı bozuldu ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verildi.
Şantiye şefi her durumda işveren vekili midir?
Hayır. Karardan bütün şantiye şeflerinin kendiliğinden işveren vekili sayılacağı sonucu çıkarılmamalıdır.
İşveren vekilliği değerlendirilirken kişinin sözleşmesindeki veya işyerindeki unvanının yanında, işveren adına hangi görevleri üstlendiği ve işin yönetiminde fiilen nasıl bir rol oynadığı önem taşır.
Örneğin bir uyuşmazlıkta şu hususlar değerlendirilebilir:
- Çalışanlara işi kimin dağıttığı ve talimat verdiği,
- İşin yürütülmesi ve çalışanların yönlendirilmesinde kimin görev aldığı,
- İş sağlığı ve güvenliği tedbirleri konusunda hangi yetkilerin kullanıldığı,
- Görev tanımları, yazılı talimatlar ve işyeri kayıtları,
- Kazanın oluş biçimi ve kişiler arasındaki görev paylaşımı.
İncelenen kararda davalı hakkında şantiye şefi nitelemesi ceza dosyasında yer alırken, davalı taraf ilgili kişinin mühendis veya inşaat sorumlusu olmadığını savunmuştur. Dolayısıyla kararın değerlendirilmesinde, unvanla ilgili bu uyuşmazlığın yanı sıra Kurulun özellikle işyerindeki fiilî görevler ve talimat düzeni üzerinde durduğu göz önünde bulundurulmalıdır.
İşveren vekili sayılmak, kusurun kesinleştiği anlamına gelir mi?
Hayır. İşveren vekilliği sıfatı ile iş kazasındaki kusurun varlığı ve oranı ayrı değerlendirmelerdir.
Bu dosyada Hukuk Genel Kurulu, ilgili kişinin işveren vekili olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş; bunun ardından iş kazasına ilişkin kusur oranlarının ve kusurun kimlere ait olduğunun yeniden belirlenmesini istemiştir.
Dosyada daha önce alınan bilirkişi raporlarında farklı değerlendirmeler bulunduğu görülüyor. Bu nedenle Yargıtay kararını, ilgili kişi hakkında kesin bir kusur oranı veya kesinleşmiş bir ödeme yükümlülüğü belirlenmiş gibi yorumlamak doğru olmayacaktır.
İşverenin sorumluluğu devam ediyor
Şantiye şefinin veya başka bir çalışanın işveren vekili sıfatıyla değerlendirilmesi, işverenin iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülüklerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
İşverenin çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlama yükümlülüğü devam eder. İş kazası sonrasında ise işverenin ve diğer kişilerin sorumlulukları, olayın özellikleri ile görev, yetki ve kusur durumları dikkate alınarak değerlendirilir.
Şantiye şefleri açısından karar neden önemli?
Karar, şantiyede fiilen yönetim görevleri üstlenen kişilerin iş kazaları sonrasında yalnızca teknik görevleri bakımından değil, işveren vekilliği kapsamında da incelenebileceğini gösteriyor.
Bu nedenle görev ve yetkilerin çalışma ilişkisi kurulurken açık biçimde belirlenmesi; iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili tespit, talep ve bildirimlerin kayıt altına alınması önem taşıyor. Özellikle aşağıdaki belgeler, bir uyuşmazlıkta görev ve yetki paylaşımının ortaya konulmasına yardımcı olabilir:
- İş sözleşmesi ve görev tanımı,
- Yetkilendirme ve görevlendirme yazıları,
- İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yazılı bildirimler,
- Tespit edilen eksiklikler ve giderilmesi için yapılan talepler,
- Toplantı tutanakları ve ilgili işyeri kayıtları.
Belgeler somut olayın incelenmesinde delil niteliği taşıyabilir; ancak değerlendirme yalnızca belgelerde yazan unvan veya görevlerle sınırlı değildir. Fiilen yapılan işler ve kullanılan yetkiler de dikkate alınır.
Ceza davasındaki kararın etkisi
Aynı olayla ilgili ceza yargılamasında, ilgili davalı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği dosyada yer alıyor. Yerel mahkeme, bu durumun kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü anlamında bağlayıcılık taşımadığını değerlendirerek hukuk davasında yeniden inceleme yapılması gerektiğini belirtmişti.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise işyeri kayıtları, ceza dosyası ve hukuk davasındaki deliller birlikte değerlendirilerek kusur durumunun yeniden belirlenmesini istedi. Kararın bu yönü, ceza dosyasındaki bir değerlendirmenin hukuk davasındaki kusur oranıyla doğrudan aynı kabul edilmemesi gerektiğini de gösteriyor.
Karar künyesi: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.06.2025 tarih, 2024/166 Esas, 2025/396 Karar.
Kaynak: Yargıtay karar metni
Sanal Şantiye sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.






