İdeal Mühendis – Genç Mühendislere Öğütler

0
2069
Sitemizde yazılarınızın yayınlanmasını istiyorsanız: [email protected] dan bize ulaşmanız yeterli! :)

Haziran ayının sonunda Mühendislik Fakülteleri yeni mezunlarını verdiler. Gözleri parıldayan, mezun olma sevincini yaşayan, bini aşan pırıl pırıl genç insanlarımız üretimde yerlerini almalarını bekliyorlar. Acaba onlar iş yerleri hakkında ne düşünüyorlar, iş yöneticileri onlar hakkında ne düşünüyorlar.

Hiç kuşkusuz mühendisler teknolojileri uygulayan, geliştiren ve bu hususta araştırma yapan insanlardır. Bu bakımdan üretimi direkt etkilerler ve Ülke ekonomisine önemli katkılarda bulunurlar. Bu nedenle genç mühendislerin adına bu konuyu ele almakta yarar görüyorum. Türkiye’de herhangi bir iş yeri yöneticisine genç mühendisler hakkında düşünceleri sorulursa, tam olarak yanıt verememekle beraber, teknik kabiliyet listenin başında gelir. Ancak bu teknik kabiliyet tam olarak açıklanamaz. Buna göre işe alınır alınmaz birçok yöneticiler, mühendislerden çözülmemiş birçok teknik problemlerin hemen çözülmesini, işlerin iyi gitmediği birçok bölümlerde hemen iyileştirilmesini; çalışmayan bir tezgahın hemen çalıştırılmasını beklerler. Beklerler ama özellikle genç mühendislere yardımcı olacak hiçbir girişimde bulunmazlar.

Örneğin bir fabrikanın imalat bölümüne acemi genç bir mühendisin alındığını kabul edelim. Çok az iş yerlerinde genç mühendise fabrika hakkında ve üretimi hakkında genel bir bilgi verilir; diğer personelle tanıştırılır; çalışma ortamı (çalışacak yer) gösterilir, yapacağı iş hakkında ayrıntılı bilgi verilir. Genelde özellikle küçük ve orta boy işletmelerde kendi başına bırakılır. Kendi iş yoğunluğundan yakınan imalat bölümünün yöneticisi, kendine ait bir görevi ona devretmez; devrettiği durumda da görev hakkında hemen hemen hiçbir bilgi vermez. Genç mühendis fabrika içinde bir süre boş boş dolanır. Belki çok küçük, örneğin bitmiş ürünlerin etiketlerini yazmak gibi işler verilir. Aniden çıkan, örneğin bir parçanın deliklerinin eğik çıkması gibi bir konunun çözülmesi istenebilir. Şaşırır kalır. Üniversitede böyle birşey hiç okumamıştır. Ne yapacağını bilemez.

Genç mühendisin fabrikanın Tasarım (Konstrüksiyon) bölümüne alındığını düşünelim. Orada birkaç deneyimli ressam ve tekniker bulunmaktadır. Bunlar gerek bilgisayarda, gerekse resim tahtalarında pafta pafta parça ve ürün çizmektedirler. Genç mühendisimize, mühendis olduğu için resim çizme işlemi verilmemiştir. O şimdilik ressam ve teknikerlerin yaptıkları resimlere bakmakta ve hayretlere düşmektedir. Kendisi bu resimlerin çoğunu anlamamaktadır. Bir gün bölüm yöneticisi bir üründe kullanılan, daha önce beyaz metal olan ve sonra bronza dönüştürülen bir kaymalı yatak probleminin çözülmesini ister. Genç mühendisimiz telaş içinde sağa sola sormaya başlar. Birileri ona yatak içinde, yağın daha iyi dağılması için çepeçevre bir kanal açılmasını söyler. O da şefine bu çözümü önerir. Deneme yapılır ve yatak yine çalışmaz.

Boş boş gezerken veya bir problemi çözemediği durumda genç mühendis, kendinin mühendis olarak topluma yararlı olacağı hakkında kuşkular taşımaya başlar, karamsarlığa düşer. İşte burada mühendisin teknik kabiliyetinin yanı sıra önemli bir özelliği olan kişiliği ortaya çıkar. Kişilikli bir mühendis, örneğin imalat bölümünde ise kendiliğinden tezgahları incelemeye, talaş kaldırma olaylarını, parçaların işleme proseslerini, takımları vb. olayları incelemeye başlar. Birçok konuları ders kitaplarından, fabrikada bulunan kitaplardan ve dokümanlardan okur. Olayları anlamaya çalışır; kendi kendini hazırlar. Tasarım bölümünde çalışanı ise, problem verildiğinde sağa sola telaşla koşuşturacağına ders kitaplarından (tabi üniversitede kullanmışsa), fabrikada bulunan kitaplardan kaymalı yataklar konusunu gözden geçirir; malzemeleri inceler; yatağın hesabını yapar. O zaman yatak malzemesinin beyaz metalden bronza dönüştürülmesi işleminin, zaten bir hata olduğunu anlar. Şefine hesaplarla birlikte bu düşüncesini söyler. Mühendislik kariyerine ilk adımını atmış olur.

Eğer onların faydalı olması istenirse, yöneticiler genç mühendislerle ilgilenmelidirler. Onlara ilk günlerinde fabrika, ürünler ve özellikle görevleri hakkında bilgi vermelidirler. Başlangıçta herhangi bir problemi verdiğinde konuyu ayrıntılı olarak anlatmalıdırlar, hatta örnekler vermelidirler. Problemlerin çözümünde teori ve hesap kullanmaları teşvik edilmelidir. Zira Türkiye’de tasarım bürolarında dahil, makina alanında hesap hemen hemen hiç yapılmamaktadır; konular teorik esaslara göre çözülmemektedir.

Öte yandan başlangıçta bazı başarı kazanan genç mühendisler de (mühendislik işlerle değil de daha çok yabancı dil ve bilgisayar bilgilerine dayanarak), görevlerine gerçek olmayan bir şekilde yaklaşmaktadırlar. Bunlar iş yerinden gerek maddi, gerekse manevi bakımdan kişisel kariyerleri hakkında büyük beklenti içine girerler. İşyerine yöneticiliği düşünürler. Hemen terfi edilmelerini, büyük sorumluluk almayı isterler. Bunlar bekledikleri gibi hızlı gerçekleşmediği durumda telaşa kapılırlar, işlerine kendilerini veremezler, başka yerlerde iş aramaya başlarlar. Birçok mühendis, kendinin layık olduğunu göstermeden, özel muamele ve iş hakları isterler.

Her şeyden önce genç mühendislere çalıştıkları işyerleri ile ilgili şu önerilerde bulunulabilir:

+Hızlı bir şekilde şirketin organizasyon sistemini ve politikasını öğrenmesi,
+Yöneticilerin beklentilerini ve şirketin hangi problemlerle karşı karşıya olduğunu bilmeye çalışması,
+Şirketlerin problemlerine ve amaçlarına kendi problemleri ve amaçları gibi bakması,
+Şirketin politikası ve işleri hakkında pozitif bir tutumda bulunması,
+Yaptığı işlerde kendi kapasitesini ve şirkete yararlılığını göstermesi,
+Ücret ve terfi işlemleri başını yormaması,
+Verilen işin özünü ve -ondan, açık olarak söylenmediği durumlarda dahi- ne beklendiğini anlaması.

Öte yandan yöneticilerin genç mühendislerden istedikleri özellikler şöyle sıralanabilir:

+İyi bir teknik temel,
+Kendi alanında bilgileri ve teknolojik gelişmeleri takip etmesi,
+Karmaşık teknik problemleri çözme kabiliyeti,
+Problemlere yaklaşımında mantıklı ve objektif olması,
+Sistematik düşünme kabiliyetine sahip olması,
+Problemlerin çözümünde en etkili yöntemi ve en son gelişmeleri seçme yeteneğine sahip olması,
+Herhangi bir işin, iş başlamadan önce işin tüm istekleri ve spesifikasyonları tam olarak bilinecek şekilde, planlama ve düzenleme kabiliyetine sahip olması,
+İş akışında meydana gelen aksaklıklar ve bozucu olaylar karşısında, soğuk kanlılık ve esneklik göstermesi,
+Baskı altında dahi düzenli çalışma sergilemesi ve birçok karşı olayların bulunduğu durumda dahi iyi sonuçlar alabilmesi,
+Verilen ödevleri, kalite ve benzeri faktörlerden ödün vermeden, zamanında çözmesi,
+Mesailer yapmada tereddüt göstermemesi.

Yazar Prof. Dr. Mustafa AKKURT