Konkordato İlan Eden İnşaat Şirketinden Daire Alanların Hukuksal Durumu

0
Construction building/ 3d render.

Döviz artışı ve diğer ekonomik sebeplerden en çok etkilenen sektörlerden birisi de inşaat sektörü. Gayrimenkullerini nakte dönüştürmekte zorlanan birçok inşaat şirketi konkordato istedi.

Merak edilen sorulardan birisi de konkordato ilan eden inşaat şirketlerinden daire alanların oldu.

hukukihaber.net internet sitesinden Av. İlknur Çelik ORUÇ konkordatoya giden inşaat şirketinden daire alanların hukuksal durumu hakkında bir yazı kaleme aldı.

Yazının bir bölümünü sizler ile paylaşmak istedik:

  • İnşaat tamamlanıp kat mülkiyetine geçilmemiş yapılardaki konkordato sürecinden önce yapılmış satışların akıbeti ne olacaktır?
  • Henüz inşaat halinde olduğu için kat irtifakı tapusu ile yapılan satışlar söz konusu ise tapudan yapılan bu satış daire alanı ne kadar koruyacaktır?
  • Konkordato sürecinde kat irtifakı tapusunun bir faydası olacak mıdırBu sorularımıza İİK’nın Konkordato hükümleri çerçevesinde cevap bulmaya çalışalım.

TAPU DIŞI YANİ SÖZLEŞME İLE YAPILAN SATIŞLARDA HÜKÜMSÜZLÜK RİSKİ VARDIR

İİK  294/6 maddesine göre; “Konkordato mühletinin verilmesinden önce, müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi yapılmış ve devredilen alacak konkordato mühletinin verilmesinden sonra doğmuş ise, bu devir hükümsüzdür.”

Maddenin 6. Fıkrasında konkordato mehilinden önce yapılmış ancak geçici veya kesin mehil süreci içerisinde doğan alacakların temlikinin geçersiz olacağı düzenlenmiştir.

Burada müteahhidin kendi malvarlığında olan bir dairenin satışı değil de, özellikle Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri uyarınca inşaatı yapması karşılığında müteahhide kalan dairelerden satış yapılması hali için uygulama alanı bulabilecek bir hüküm söz konusudur.

Zira müteahhit, inşaatı tamam edip teslim etmesi halinde arsa sahibinden geçen mülkiyete tam manasıyla hak kazanmaktadır. Yani tapular arsa sahibinden müteahhit üzerine geçmiş olsa bile inşaat sürecinde yapılan satışlar “müstakbel bir alacağın devri “ yani temlik niteliğindedir.

Müteahhit tarafından tapu dışı sözleşme ile yapılan satışlar “alacağın temliki” hükümlerine tabidir. 

“Konkordato mühletinin verilmesinden önce, müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi yapılmış ve devredilen alacak konkordato mühletinin verilmesinden sonra doğmuş ise, bu devir hükümsüz olacaktır.

Örneğin bir eser sözleşmesinin yüklenicisi olan borçlu, ileride yapacağı iş karşılığında doğacak hak edişini, malzeme aldığı kişiye olan borcu (ivaz) karşılığında bu kişiye devrederse bu devir hükümsüz olacak; ancak malzeme verenin alacağı konkordato alacağı olarak projeye dahil olacaktır.

Bu düzenleme mehaz Kanunun 297 nci maddesinin dördüncü fıkrasıyla uyumludur.Hükmün amacı borçlunun, konkordato alacaklılarının müracaat edebileceği malvarlığını korumaktır.” (Adalet Bakanlığı’nın, 7101 s. Kanun hazırlık süreci – “28/02/2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanunun getirdikleri” başlıklı sunumu)

Konkordato talep eden yükleniciden/müteahhitten ona düşecek bağımsız bölümü yani ileride doğacak (müstakbel) bir alacağın SÖZLEŞME İLE DEVREDİLDİĞİ durumlarda, bu bağımsız bölüm alacağının inşaatın ilerleme safhasına göre konkordato mühletinin verilmesinden sonra doğması (kat irtifakı kurulması/kat mülkiyetine geçilmesi/inşaatın bitirilmesi/aşama aşama devir sırasının gelmesi/tapu kaydında  devredilebilecek durumun oluşması) halinde daha önce sözleşme ile (yani tapu harici) yapılan satışlar bu fıkradaki emredici kural çerçevesinde hükümsüzlük riski ile karşılaşmaktadır.

Peki bu hükümsüzlük hali kesin midir? İnşaattan daire alanları koruyacak bir düzenleme yok mudur? Burada konkordato talep eden müteahhide kendisinden sözleşme ile daire alan müşterilerini koruyacak bir talepte bulunma hakkı verilmiştir.

MÜTEAHHİT, TAAHHÜDÜN AYNEN İFASINI YANİ DAİRELERİ BİTİRİP TESLİM ETMEYİ ÜSTLENEBİLİR

Kanun koyucu yine İİK 294. madde 7. fıkrasında “Konusu para olmayan alacaklar, alacaklı tarafından, ona eşit kıymette para alacağına çevrilerek komisere bildirilir. Şu kadar ki borçlu, komiserin onayıyla taahhüdün aynen ifasını üstlenmekte serbesttir.”denilerek müteahhitten bağımsız bölüm alanlar lehine olabilecek bir hüküm öngörmüştür.

Bu fıkrada, konusu para olmayan alacakların para alacağına çevrilmesini, fakat bu alacakların aynen ifasının da iflas tasfiyesine benzer şekilde (…) komiserin onayıyla borçlu tarafından üstlenilmesi düzenlenmiştir.

“Konusu para olmayan alacaklar, alacaklı tarafından, ona eşit kıymette para alacağına çevrilerek komisere bildirilecektir. Şu kadar ki borçlu, komiserin onayıyla taahhüdün aynen ifasını üstlenmekte serbest olacaktır.” (Adalet Bakanlığı’nın, 7101 s. Kanun sunumu)

DAİRE ALAN MÜŞTERİLER, DAİRELERİNİN TESLİMİNİ YANİ AYNEN İFAYI İSTEYEBİLİRLER Mİ?

Müteahitten inşaattan sözleşme ile daire alan müşteriler konkordatoya gidilmesi halinde dairelerinin teslimini yani aynen ifayı talep edememektedir.

Yedinci fıkrada aynen ifayı üstlenme hakkında borçlu serbest bırakılmıştır.

Burada alacaklıların haklarına kısıtlama getirilmiş olsa da bu alacaklının alacağının parasal karşılığını kaydettirirken aynen ifayı da kabul edebileceğini bildirmesine engel değildir.

Alacaklıların bazı haklarının sınırlanmasının sebebi, konkordato mühleti içerisinde borçlunun rahat hareket edebilmesi ve alacaklıların baskısı altında olmadan konkordato projesinin hayata geçirilebilmesi için faaliyetlerine devam edebilmesinin sağlanmasıdır

Konkordato, karşılıklı anlaşma süreci ile borçların tasfiyesi ve borçlunun ayakta kalması amaçlandığı için; daire alacaklılar ile müteahhit karşılıklı mutabakatla ve komiserin onayı şartıyla daire teslimi yani aynen ifa  konusunda anlaşabilirler.

Taksitle satımlarda, müşterinin müteahhide verdiği senetlerin üçüncü kişilere ve kredi temin edilmiş olan bankalara ciro edilmesi sebebiyle, icra tehdidi ile karşılaşmak istemeyen daire alacaklıları her halukarda kalan taksitlerini ödemek zorunda kalacaklardır.

Bize göre konkordato talep eden müteahhidin iyi niyetinin göstergelerinden biri de; ödemesini aldığı veya senetlerini kullandığı müşterilerinin dairelerini teslim etmeyi yani aynen ifayı üstlenmesidir.

Aynen ifayı kabulün,  konkordato projesinin hayata geçirilebilmesini engelleyecek seviyeye ulaşıp ulaşmadığını Konkordato Komiseri takdir edecek ve gerekirse aynen ifa için onay vermeyebilecektir.

Alacaklılardan herhangi biri, komiserin aynen ifa/sözleşmenin devamı konusundaki onayından dolayı Konkordato dosyasına bakan Asliye Ticaret Mahkemesinde şikayet yoluna gidebilir.  Mahkeme komiserin onayının  doğru olmadığına karar verirse, komiserin aynen ifayı/sözleşmenin devamını onay kararı kaldırılır. (Tunç Yücel, Öztek – Konkordato Şerhi, No:1, m. 294, Kale, syf. 225)

ÖDENEN DAİRE BEDELİ KOMİSERE BİLDİRİLEREK ALACAKLILAR LİSTESİNE KAYDETTİRİLMELİDİR.

Müteahhitten inşaat halinde daire alan müşteriler her halukarda dairelerinin parasal karşılığını konkordato komiserine bildirmeli ve kendilerini alacaklılar listesine kaydettirmelidirler.

İİK 294/7. çerçevesinde konkordato talep eden müteahhitten bağımsız bölüm alacağı olan alacaklılar, bu alacaklarının parasal karşılığını “alacaklılar listesine” kaydettirebilirler.

Konusu para olmayan alacakların, konkordatoya başvuru tarihi itibariyle paraya çevrilerek kayıt edilmesi, konkordato alacaklıları arasındaki eşitliğin sağlanması amacına hizmet etmektedir. (Tunç Yücel, Öztek – Konkordato Şerhi, No:1, m. 294/7, Kale, syf. 225)

Borçlu olan konkordato talep eden müteahhit, “bağımsız bölümü aynen ifa etmek istediğini” yani daireleri/inşaatı tamamlayıp teslim edeceğini belirtirse konkordato komiserinin de onayıyla bu tür borçları aynen ifa etmeyi üstlenebilir.

Kanaatimize göre; inşaat şirketlerinin, ilk müracaat esnasında mahkemeye sunacakları alacaklılar listesini hazırlarken (arsa sahiplerine/müşterilerine karşı)  İNŞAATI YAPIP TAMAMLAMA/DAİRE TESLİM ETME BORÇLARINI AYNEN İFA ETMEK İSTEDİĞİNİ BEYAN EDEREK LİSTEYİ OLUŞTURMALARI iyi niyetlerinin göstergesi olacaktır.

Aynen ifa, konkordato teklifinde (henüz atanmadığı için) komiserin onayı olmaksızın üstlenilebileceği gibi, kesin mühlet sırasında da komiserin onayıyla aynen ifanın üstlenilmesi mümkündür. Aynen ifası üstlenilen borçlar için tenzilat oranı/ötelenen ödeme zamanı değil de sadece vade yani teslim süresinin ne zamana uzatılacağı belirlenecektir.

ALACAK NE ZAMAN KAYDETTİRİLECEKTİR?

Mahkemenin geçici mühlet süresi içerisinde komiserin raporları doğrultusunda konkordatonun başarıya ulaşabileceği kanısına varırsa 1 yıllık kesin mühlet kararı verecektir.

Mahkemenin kesin mühlet kararı ile birlikte veya bu mühlet kararı akabinde komiser tarafından İİK m. 288 gereğince yapılacak ilanla, ALACAKLILAR, İLAN TARİHİNDEN İTİBAREN 15 GÜN İÇİNDE ALACAKLARINI BİLDİRMEYE DAVET EDİLİR. (İİK m. 299)

Başvuru sırasında veya geçici mühlet içerisinde borçlu tarafından sunulan alacaklılar listesinde adresleri belli olan alacaklılara da bu ilan posta ile tebliğe gönderilir.

İlanda, alacaklarını bildirmeyen alacaklıların bilançoda kayıtlı olmadıkça konkordato projesinin müzakerelerine kabul edilmeyecekleri ihtarı da yazılır. (İİK m. 299 son cümlesi)

ALACAKLILAR, BU İLANDAN VEYA TEBLİĞDEN İTİBAREN 15 GÜN İÇERİSİNDE ALACAKLARINI, BELGELERİ İLE BİRLİKTE KOMİSERE BİLDİRİP ALACAKLILAR LİSTESİNE KAYDETTİRMELİDİRLER.

Bu aşamada önem arz eden birkaç hususu açıklamakta yarar vardır.

– Borçlunun konkordato başvurusu esnasında bildirdiği alacaklılar arasında veya ticari defter ve kayıtlarında yer almayan alacaklılar açısından bu süre içerisinde alacağı kaydettirmek hayati öneme sahiptir.

– Borçlu tarafından bildirilen alacakla gerçek alacak arasında fark olduğu durumlar açısından da bu süreçteki alacak kaydı hayatidir.

– Alacak miktarı açısından sorun yaşanmaması açısından, alım satım rakamlarının tam gösterilmesi ve borçlunun bilançolarında eksiksiz yer alması önemlidir.

– Alacak miktarı gerçekte daha yüksek ancak borçlunun bilançosunda daha düşük görülüyorsa, alacaklı gerçek tutarı ispat edecek banka havale dekontlarını, sözleşmeleri, tacirse faturaları, kendi defter kayıtlarını, yazışmaları ve sair delilleri sunmalıdır. Aksi halde komiser, alacak borçlu tarafından kabul edilse dahi alacak iddiasının danışıklı olduğunu düşünebilir ve raporunda bu alacak için olumsuz görüş bildirebilir.

– İlana veya tebliğe rağmen alacaklı komisere alacağını bildirilmemişse ve de borçlunun bilançosunda alacak kaydı yer almıyorsa bu durumda bu alacaklının konkordato projesinin müzakeresinde söz  hakkı kalmayacaktır.

– Daire alırken, ödemelerin tamamını inşaat şirketinin kendisine yapmaya özen gösterilmelidir.

– Borçlu şirketin ticari defter ve kayıtları ile alacaklının bildirdiği alacak miktarı arasında tutarsızlık varsa bu durum komiserin mahkemeye sunacağı rapora olumsuz olarak yansıyacaktır.

– İnşaat şirketinin ortağına veya başkaca üçüncü kişilere yapılacak ödemeler şirketin bilançosunda yer almayacağı için konkordato halinde bu alacağınıza veya dairenize kavuşamama riskiniz ortaya çıkacaktır.

Alacağı komisere kaydettirme süreci kesin mühlet kararı sonrasında başlayacaktır. Hak kaybına uğramamak için; konkordatodaki mühletlerin ve sürelerin dikkatli bir şekilde takip edilmesi gerekmektedir.

KONKORDATO KOMİSERİNİN ALACAĞI KAYDETMEME HAKKI YOKTUR.

Konkordato komiserinin, iflas sürecinde teşkil edilen iflas idaresi gibi bildirilen alacakları tetkik etme yetkisi yoktur.

İflas tasfiyesinde iflas idaresinin alacak kaydı için başvuruda bulunulan alacakları kabul veya reddetme yetkisi vardır. Ancak İİK’nın konkordatoya ilişkin düzenlemelerinde konkordato komiserine alacakları kabul veya ret yetkisi verilmemiştir.

Konkordatoda komiser, alacakları kaydetmemek veya kaydedilen bir alacağı borçlunun kabulü halinde nisaba dahil etmemek hak ve yetkisine sahip değildir.

Komiser bildirilen alacak rakamının doğru olmadığını düşünüyorsa bunu mahkemeye sunacağı raporunda belirtmek zorundadır.

Komiser, danışıklı olduğunu düşündüğü alacağa ilişkin görüşünü mahkemenin yanı sıra alacaklılar kurulundaki toplantıya sunduğu raporunda da belirtmelidir.

Komiser, alacaklıları alacakları hususunda İİK m. 299 çerçevesinde beyana davet ettikten ve alacaklıların bildirdiği alacakları kaydettikten sonra beyan olunan alacaklar  hakkında borçluyu açıklamada bulunmaya davet edecektir. (İİK m. 300)

Borçlunun, alacak olarak kaydedilen miktara itiraz ederek söz konusu alacağı çekişmeli alacağa dönüştürmesi mümkündür. (Tunç Yücel, Öztek – Konkordato Şerhi, No:1, m. 296, Kale, syf. 225-226)

TAKSİTLE/VADELİ KONUT SATIŞI YAPILMIŞSA VE BORCUN TAMAMI ÖDENMEMİŞSE KONKORDATODA YİNE DE AYNEN İFA UYGULANABİLİR Mİ?

Müteahhitten sözleşme ile daire alan kişi, kendi edimi olan dairenin bedelinin tamamını mühlet kararından önce ödemişse, borçlu müteahhidin aynen ifa üstlenimine komiser de onay vermelidir.

Ancak vadeli/taksitli satışlarda, mühlet kararından önce dairenin bedeli tamamen ödenmemişse; komiser, aynen ifanın, daire alacaklısının geri kalan ödemeyi yapması veya buna karşın teminat göstermesi şartıyla onaylanması yoluna gidebilecektir.

Kalan borcun ödenmemesi halinde TBK 98 uyarınca borçlunun kendi edimini ifa etmekten  yani daire tesliminden imtina edebileceği unutulmamalıdır.

KONKORDATO PROJESİNDE AYNEN İFA ÜSTLENİLMEMESİNE RAĞMEN, MÜTEAHHİT TARAFINDAN BAZI KİŞİLERE AYNEN İFANIN/İNŞAATIN/DAİRENİN TESLİMİNİN VAADEDİLMESİ GEÇERSİZ OLACAKTIR.

Aynen ifanın yani daire teslimin üstlenilmesi için ilk adım bunun konkordato talebi esnasında Ticaret Mahkemesine sunulan “Konkordato Teklifinde” (Ön Projesinde)      yer almasıdır. Ön projede yer almasa dahi borçlu müteahhit aynen ifayı kesin projenin hazırlanma süreci içerisinde de yani konkordato tasdik edilene kadar komiserin onayı ile kabul edebilir.

Ancak; borçlu müteahhit tarafından Konkordato haricinde yapılan vaatler hükümsüz olacaktır.

İİK Madde 308/d maddesine göre, “Borçlu tarafından alacaklılardan birine konkordato projesinde öngörülenden fazla olarak yapılan vaatler hükümsüzdür.”

Ön Projede ve asıl Konkordato Projesinde aynen ifası kabul edilmemiş bir daire için müteahhidin daireyi teslim edeceğini taahhüt etmesi geçersiz bir taahhüt olacaktır.

Konkordatoya giden müteahhitten daire alan kişiler paniğe kapılmadan alacaklarını ödedikleri bedelin konkordato projesindeki vade ve tenzilatlarla almak mı yoksa dairelerini almak mı istiyorlar bu hususta karar vermelidirler.

Yukarıda izah ettiğimiz şekilde daireyi teslim alabilmeleri için de bu isteklerini konkordato komiserine ayrıca bildirmelidirler. Borçlu müteahhit aynen ifayı kabul edip etmemekte serbesttir. Daire teslimini üstlenmesi halinde buna komiserin onay vermesi gerekmektedir.

KONKORDATO BAŞVURUSUNDAN SONRA MÜŞTERİ, DAİRE SATIŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHİ YOLUNA GİDEBİLİR Mİ?

Bir önceki yazımızda ifade açıkladığımız üzere, konkordatoya giden müteahhit ile daire alım/satım sözleşmesi imzalamış müşteriler sırf konkordatoya müracaat sebebi ile sözleşmenin feshini talep edemeyecekler ve dava da açamayacaklardır.

Konkordato talep eden müteahhit yükümlülüklerini yerine getiriyor ve inşaata devam ediyorsa Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde de sözleşmeden dönme veya fesih yoluna da gidilemeyecektir.

KONKORDATOYA GİDEN MÜTEAHHİT DAİRE SATIŞINA DEVAM EDEBİLİR Mİ? HANGİ ŞARTLARDA DEVAM EDEBİLİR?

Bir firma için Konkordatoya gitmek ticari hayatının sona ermesi anlamına gelmez. Borçlu ticari hayatına devam edecektir ki ayakta kalabilsin.

Konkordatonun tasdiki amacıyla Ticaret Mahkemesinde dava açan borçlu müteahhit satışlarına devam edebilir.

Konkordato talep eden müteahhit, mahkemenin vereceği geçici mühlet kararından itibaren; MAHKEMENİN İZNİ OLMADAN SATIŞ YAPAMAZ, İPOTEK TESİS EDEMEZ.

BORÇLU MÜTEAHHİT SATIŞ YAPACAĞI ZAMAN KOMİSERE VEYA DİREKT MAHKEMEYE BU TALEBİNİ BİLDİREBİLİR. MAHKEME,  KOMİSERİN ONAYI ile ALACAKLILAR KURULUNUN DA GÖRÜŞÜNÜ ALDIKTAN SONRA SATIŞ KARARI VEREBİLMEKTEDİR.

BORÇLU MÜTEAHHİT, ELDE EDİLEN SATIŞ BEDELİNİ SADECE KONKORDATO PROJESİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN KULLANABİLECEKTİR.

Borçlu, komiserin nezareti altında işlerine devam edebilir. Şu kadar ki, mühlet kararı verirken veya mühlet içinde mahkeme, bazı işlemlerin geçerli olarak ancak komiserin izni ile yapılmasına veya borçlunun yerine komiserin işletmenin faaliyetini devam ettirmesine karar verebilir. (İİK m. 297/1)

Borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz, taşınmaz ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi olsa devredemez, takyit edemez ve ivazsız tasarruflarda bulunamaz. Aksi hâlde yapılan işlemler hükümsüzdür.Mahkeme bu işlemler hakkında karar vermeden önce komiserin ve alacaklılar kurulunun görüşünü almak zorundadır. (İİK m. 297/1)

Borçlu bu hükme yahut komiserin ihtarlarına aykırı davranırsa mahkeme, borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırabilir veya 292 nci madde çerçevesinde karar verir. (İİK m. 297/1)

BORÇLU ALACAĞA İTİRAZ ETMİŞSE ALACAKLI NE YAPABİLİR?

Daire alacaklısı alacağına eşit kıymette para alacağını komisere bildirmesinden sonra borçlu müteahhit bu rakama itiraz ederse bu defa “çekişmeli alacak” söz konusu olacaktır.

Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, konkordato tasdik kararının ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açmalıdırlar. (İİK m. 308/b)

Tasdik kararını veren mahkeme, konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın, kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından, mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebilecektir.

Süresi içinde dava açmamış olan alacaklılar, bu paydan ödeme yapılmasını talep edemeyecek olup bu durumda yatırılan pay borçluya iade edilecektir.

ACAKLILAR KURULU NASIL TEŞEKKÜL EDER? 

Ticaret Mahkemesi tarafından kesin mühlet kararıyla birlikte veya en geç 2004 sayılı Kanunun 299 uncu maddesi uyarınca alacaklıların alacaklarını bildirmesi ve aynı Kanunun 300 üncü maddesi gereğince borçlunun alacaklılar hakkındaki beyanı alındıktan sonra, yedi alacaklıyı geçmemek, herhangi bir ücret takdir edilmemek ve tek sayıda olmak kaydıyla konkordato komiserinin de görüşü alınarak alacaklılar kurulu oluşturulabilir.

Bu durumda alacakları, hukuki nitelik itibarıyla birbirinden farklı olan alacaklı sınıfları ve varsa rehinli alacaklılar, alacaklılar kurulunda hakkaniyete uygun şekilde temsil edilir.

Hukuki nitelikleri büyük ölçüde birbirine benzer alacaklar, aynı alacaklı sınıfında yer alır. Rehinli alacaklılar, rehnin kıymetini karşılayan miktardaki alacakları bakımından ayrı bir sınıf olarak kabul edilir.

Mahkeme her konkordato dosyasında alacaklılar kurulu oluşturmak zorunda değildir.

En az üç alacaklı sınıfı bulunması kaydıyla, alacaklı sayısının iki yüz elliyi veya alacak miktarının yüz milyon Türk Lirasını aşması halinde alacaklılar kurulunun oluşturulması zorunludur.

DAİRE ALACAKLILARI/MÜTEAHHİTİN MÜŞTERİLERİ ALACAKLILAR KURULUNDA YER ALABİLİRLER Mİ? ALACAKLILAR KURULUNDA VEKİLLE TEMSİL MÜMKÜN MÜDÜR?

Daire alacaklılar/aynen ifası üstlenilen alacaklılar bu niteliklerine istinaden alacaklılar kurulunda ayrı bir sınıf olarak yer alabilirler. Ancak her bir daire alacaklısının u kurulda yer alması mümkün değildir.

Alacaklılar kurulu 7 kişiyi geçmemek üzere ve her bir alacak sınıfı, nitelikleri birbirine benzeyen alacaklılar aynı sınıfta aynı sınıfta kabul edilerek oluşturulacağı için daire alacaklılarının ancak 1 kişi ile bu kurula katılmaları mümkündür.

Konkordato talep eden müteahhitten daire alacaklısı konumunda olan yüzlerce hatta binlerce alacaklı olması halinde kimin alacaklılar kuruluna gireceği önem arz edecektir.

Böyle bir durumda daire alacaklılar kendi aralarında birlik olup ortak bir temsilci seçmeleri uygun olacaktır. Bunun en güzel yolu da; kendilerini en iyi şekilde temsil edecek inşaat hukuku ve konkordato konusunda deneyimli bir hukukçuyla alacaklılar kurulunda kendilerini temsil ettirmeleri olacaktır.

Alacaklılar kurulunda yer alan alacaklıya herhangi bir ücret ödenmemektedir. Yüzlerce daire alacaklısını temsilen bir alacaklı kurulda yer alacaksa da o kişiye kendi aralarında uygun bir ücret takdir etmelerinde fayda vardır.

Zira, alacaklılar kurulu konkordato sürecinin en önemli ayaklarından birisidir. Alacaklılar kurulundaki işlemler tüm alacaklıları bağlayacağı için kurulun nasıl teşkil edeceği ve kurul üyelerinin kimler olacağı çok önemlidir.

Alacaklılar kurulunun teşkili, alacaklı sınıflarının belirlenmesi, görevleri, çalışma/ işleyiş usulü ve esaslarını bir başka yazımızda detaylı olarak ele alacağız.

KONKORDATONUN KABULÜ VE KONKORDATO KARARININ TASDİKİ SONRASINDA KAYYIM TAYİNİ

Başvuru yapılan Ticaret Mahkemesinin konkordatonun kabulüne karar vermesi demek borçların ödenmesi/ödeneceği/eserin yapılması/teslim anlamına gelmemektedir.

Ticaret Mahkemesinin “Konkordatonun tasdiki” kararında; alacaklıların hangi oranda alacaklarından vazgeçtiği ve konkordato talep eden borçlunun borçlarını hangi takvim çerçevesinde/vadede ödeyeceği belirtilir.

Bu kararda, gerekli olan gözetim, yönetim ve tasfiye tedbirlerini alarak tasdik edilmiş olan konkordato anlaşmasının yerine getirilmesini sağlamak için KAYYIM TAYİN EDİLEBİLİR.

Kayyım, iki ayda bir Konkordatonun tasdiki kararını veren mahkemeye rapor vermekle yükümlüdür. Kayyım mahkemeye sunduğu bu iki aylık raporları ile, borçlunun işletmesinin durumunu, konkordato projesi uyarınca borçlarını ödeyip ödemediğini/ödeme kabiliyetini muhafaza edip etmediğini bildirir. Borçlunun yanı sıra alacaklıların da kayyımın raporlarını inceleme yetkisi vardır.

Yazının devamı hukukihaber.net‘de.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here